Blog

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Keşfediş Serisi – 31.05.2017

İnsanın kendini iyi bildiğini sanıp, kendiyle ilgili daha da çok keşfetmesi ve yine de keşfetmeye doymaması. Kendini keşfetmenin heyecanını yaşaması…

Geleceğe dair çok umudum var. Şimdiye kadar güzeldi, bundan sonrası daha da güzel olacak.

‘Keşfediş’ isimli bu resim serim hayatımın ilk sergisi için hazırlandı. Kıymet verdiğim insanların teşviği üstümden hiç eksik olmadı. Bana vesile olan ‘koca yürek’ ise hep hafızamda olacak.

Vesile olan kişi bana “kendinden olan resimler yap” diye öneride bulunmuştu. Ben de “ben kimim ve hayatımın neresindeyim?” sorularına cevap bulmak istiyordum. Sergiye hazırlanmam için bir buçuk ay vardı. Bir ayı sadece düşünerek ve hayal ederek geçirmiştim. Kalan vaktimde ise düşüncelerim ve hayal ettiklerim tuvallerde hayat buldu.

Ben kimim?

İlk resim “Kadın” oldu. Çocuk ruhumun içimde varolması ve bir yandan da içimdeki kadının küllerinden doğuşuydu bu resim. Hep derler ki “kadın otuz yaşından sonra doğar”. Çok haklılarmış. 2015 yılı itibariyle hayatım değişmeye başladı. O küçük kız, hala içinde küçük kalarak, kadın olma sürecine girmişti. Hayatının yönetimini eline alıp ‘ben’ olacaktı. Bu tablo ‘kadının’ bende olan temsilidir. Kadınlığı, eşliği, korumacılığı, sahiplenmeyi, gücü, aklı, güzelliği, kalbi, sevgiyi, hassaslığı, yuvayı ve can verişi ifade eder.

Hayatımın neresindeyim?

İkinci resim ise “Uyanış” oldu. Çoşkun bir şelale misali fırçamdan tuvale dökülmeye başladı ve sonsuzluk buldu. O, kadının nasıl ‘uyandığıydı’. Kapalı olan tüm gözlerden uyanmaktı. Yıldızlar ise, kadının inancının ve aydınlanmasının temsiliydi. Tıpkı bacağındaki ‘yıldız’ şekilli doğum lekesi gibi resimini süslemekteydi bu yıldızlar.

“6 Saat” isimli resim ise mucizeler silsilesinin başlangıcını anlatıyordu. Mucizelerin tamamen içimizde yattığını ve küçük bir bakış açısı değişikliği ile neler yapabileceğimizi ifade etmekteydi. Görmeyi seçtiğimiz karanlıklar mı, yoksa aydınlıklar mı? Beyin ve kalp o kadar kuvvetli iki organki, bu iki organi el ele hareket ettirdiğimizde mucizelere vesile oluyorlar. Bunu asla unutmamalıyız.

Sergide yeni sahibini bulan ilk tablom “6 Saat” oldu. Dediğim gibi mucizeler silsilesinin başlangıcıydı.

Dördüncü tablo ise beni her seferinde gülümsetmeyi başaran bir tablo. İsmi “Mutluluk”. Bu tablo aşağı yukarı kafamda vardı ve elimden dökülüşü fazlasıyla doğal oldu. “Mutluluk” o tuvalde can bulmak için resmen fırçama koşuyordu. O sırada yanımda olan kıymet verdiğim bir arkadaşımın şahitliğinde can buldu. En çok, bu resmin kim tarafından sahiplenileceğini merak ediyordum ve şuan biliyorum.

‘Denge’ yani sonuncu resim ise geçtiğim bu ‘keşfediş’ sürecinin sonunda içselleştirdiğim mesaj anısına yapıldı. Hayatta dengemizi bulmak çok mühim. Kendimi hep ‘siyah’ ve ‘beyaz’, net bir insan olarak bildim. Hayat ise ‘gri’liklerle doluydu. Gri çok sevilmeyen bir renk olsa da denge kurabilmek hayatın gri alanlarını yönetebilmekten geçiyor. Şimdi ise bunun üstünde çalışmaktayım.

Hepimizin dengesini bulması dilekleriyle.

Ayşe Gülşin Doğan

31.05.2017

 

ÖNCEKİ YAZILAR

Ayna Serisi – 15.05.2017

İnsan yalnız mıdır? Hayır.

Ben varım benim için. Sen varsın senin için. O zaman ben varım senin için, sen varsın benim için.

Kendine yüzde yüz dürüst olmayı başardığın an varsın. En derin sırların, en derin yaraların, en karanlık ve en aydınlık taraflarınla varsın ‘Sen’.

Çocukluktan beri yaptığım kendimle yüzleşme, kendimi daha iyi bir insan haline getirme ve kendime hep dürüst olma arzumun, 2017 Nisan ayı itibariyle daha da derinlere inmesi gerektiğine karar verdim. Bir ayna aldım elime ve kendime baktım. Kendimi ve en derinimi tanımak istediğimi söyledim Gülşin’e. Gülümsedim, ağladım, kızdım, korktum ve sonunda içimdeki derin huzuru ve mutluluğu en doruklarında yaşadım. Şimdi ben gerçekten benimleyim.

O tarihte, aynı zamanda bu üç ayrı tuvale üç ayrı ayna çizdim. Sonra aynalarımı altın rengiyle süsledim ve karşılarına oturdum uzun sürelerce. Baktım, görmek istedim kendimi. Ve gördükçe resmettim. Tam bir buçuk ay sonra işte resimlerim sizinle.

“Öz” isimli tablo ilk ortaya çıkan oldu. Mor renginin ateşinde küçük bir kız ve şaha kalkmış güçlü bir at. Sonra o Bonibon tadında renkler. Şeker şeker renkler. Aynada ise sadece fırça darbelerim.

İkinci tablo “Su” ise benim aynamın artık berrak hali. Baktım, gördüm, anladım ve ‘Ben’ yaptım. Ordayım. Burdayım. Heryerdeyim. Tam içimde olmam gerektiği yerdeyim.

Sonuncu tablo “Hediye” ise en güzeli. Çünkü onu tablomun izleyicisine hediye ediyorum. Aynanda ne var? Neyi görmek korkutuyor ama görmen şart? Daha neler var kendine itiraf etmen gereken? Nelere göğüs germen gerekiyor ve tabi ki gerebileceksin? Hadi gel. Burası çok aydınlık, çok mutlu ve çok güzel. Yüzleşme zamanı.

Herkese kucak dolusu sevgi ve samimiyetimle.

Ayşe Gülşin Doğan

15.05.2017

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.